FLAMENKO MÜZİĞİ VE KÜLTÜRÜ
1.2.1 Flamenko Kültürü, Müziği ve Tarihçesi
“Flamenko, Güney İspanya'nın Endülüs (Andalucia) bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış, bir müzik ve dans türüdür ve Güney İspanya'nın kendi folklorik müziğiyle çingenelerin yaratmış oldukları müziğin kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Flamenko, coğrafik olarak evine çok bağlı da olsa, ne bütün Endülüs folk müzik ve dansları flamenkodur, ne de bütün flamenko sanatçıları Endülüs'lüdür denilebilir. Bu toprakların tarihine bir göz atarsak: Cadiz (Kadiz) Avrupa'nın en eski yerleşimi olarak bilinmektedir. M.Ö. 1100'de Fenikeliler "Cadir" dedikleri Kadiz şehrini kurdular. Burada günümüz İspanya'sında halen canlandırılan danslara benzer dans tavırları ilk kez Fenikeliler tarafından sergilendi. M.Ö. 550'de Eski Yunanlılar Güney İspanya'yı kontrolleri altına aldılar. İspanya M.Ö. 201'den M.S. 206'ya kadar Roma İmparatorluğunun bir parçası olmuştur. 711 senesinde ise Mağribiler (Faslılar) olarak bilinen Araplar, Suriyeliler ve Berberiler, Cebelitarık Boğazı'ndan İspanya'yı işgal ettiler. Yaklaşık yediyüz sene burada hakimiyet kurdular. Arap kültürü İspanya'yı çok büyük boyutlarda etkiledi. Müslümanlar buraya, şiir, şarkı ve müzikal enstrümanları da getirdiler. Ayrıca, İspanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar. İspanyol müziği ve Flamenkoda önem kazanan çoğu şarkının zambra, zorongo, zarabanda ve fandango gibi arapça isimleri vardır. Aslında "zambras" terimi o zamanki müzisyenlere ya da bunların çaldıkları toplantılara verilen isimdir. Günümüzde halen Kanada'daki çingeneler festivallerine "zambras" demektedirler.” [1]
“Flamenkonun doğduğu bölge olan, Fenikelilerin kurduğu Cadiz (Kadiz)’in Avrupa’nın en eski yerleşim birimi olduğu tahmin edilir. Burada günümüz İspanya’sında halen canlandırılan danslara benzer dans biçimleri ilk kez Fenikeliler tarafından uygulanmıştır. Bu bölge pek çok kültürün ve medeniyetin etkisi altında kalmıştır. Çingeneler, kendi müzik ve dans kültürleriyle büyük ölçüde Arap kültürünü ve İspanya’yı etkilemiştir. Müslümanlar bu bölgeye şiir, şarkı kültürleriyle birlikte müzikal enstrümanlarını da getirmişlerdir. Çingenelerin getirdikleri kültürle, Endülüs kültürünün kaynaşmasıyla flamenko biçimlenmeye başlamıştır. Flamenko sadece Güney İspanya’ya aittir. Dünyanın diğer yerlerindeki çingenelerin kültürlerinde flamenkoyu çağrıştıran biçimler yoktur.1840′lı yıllardan itibaren flamenkonun altın çağı başlar ve flamenko müziğinin ve dansının yapısını etkileyen biçimler gözlenir. Şarkıya ve dansa daha çok önem verilmeye başlanır. Bilinen ilk “cafe cante” yani flamenko gece kulübü 1842 yılında Sevilla’da açılır.”Cafe Cantante” olarak bilinen bu dönem için, bu günkü flamenkonun başlangıcıdır demek doğru olur. Flamenko müziği, değişik unsurların büyük bir karışımıdır. Bu karışımda önemli unsur, doğu kültürü bazlı oluşudur. İspanya yüzyıllar boyunca doğu kültürünün etkisi altında kalmıştır. Flamenko, Endülüs halkı tarafından çalınmış, söylenmiş bir müziktir. XVI, XVII, XVIII ve hatta XIX. yy.’larda zor şartlarda yaşamış insanların ve onların hayatlarından etkiler taşır. Bu kültürlerin farklı geçmişlerine ve birikimlerine rağmen buradaki insanlar, sosyal şartları yaşadıkları zorluklarını, sıkıntılarını müzikle ifade ediyorlardı. İnsanların yaşadıkları bu zor sosyal şartlar, baskılar, talihsizlikler, Müslüman Araplar’ın ve çingenelerin İspanya’dan sürülmesi, ayrıcalıklı tutum ve davranışlar gibi tüm bu tarihi ve sosyal şartların karışımı, güçlü bir şekilde kültüre de yansımıştır. Flamenko müziğinin ve dansının temeli insan ve hayattır. Bu müzik, insanların duygularını yansıtmaktadır.” [2]
“Coğrafya, ırk, din ve dil ayırt etmeden ve sanat itibariyle birbirlerine yabancı olan birçok toplumun aynı musiki modlarını ve motiflerini kullanmaları, çoğu yönden karşı konulması güç bir gerçektir. Müziğin birçok yönünün toplum ve toplumlar üzerindeki etkisi, eskiden beri bilinmektedir. Etnografik bir çalışma yöntemi ile birlikte, Türk, Arap ve İspanyol müziğini eşgüdümsel bir doğrultuda analiz etmemiz, flamenko sanatına bakış açımızı daha meraklı bir hale getirecektir. Bu doğrultu da flamenko sanatının hemen hemen her temasında var olan Türk ve İslam musikisi izlerini tarihsel aşamaları ile almamız, flamenko sanatını birçok yönü ile daha kapsamlı bir hale getirebileceği düşünülmektedir. Flamenko sanatı, geleneksel müzik akımlarının en sarsılmaz unsurlarından biridir; bu gücü de etnik ve kültürel zenginliklerinden almaktadır. İspanyollar, bu mertebeye ulaşabilmek için yüzyıllarca süren kültürel bir evrim geçirmiştir. Bu evrim süreci içerisinde gerçekleşen Arap ve Berberî işgali, İspanyol insanının sanat ve içtimâî anlayışlarını da derinden etkilemiştir. Bu süreç, hem dans hem de melodik yapılarda kendini hissettirmektedir.” [3]
“Günümüzde, flamenko gitar ile birlikte birçok enstrüman da kullanılmaktadır; flüt, obua, perküsyon çeşitleri, bas gitar, darbuka, buzuki ve hatta elektrogitar gibi. En önemli ayrıntı da, flamenko gitar icracılığının kendi bünyesinde var Flamenko sanatının en karakterisktik formları olan; Soleares, Bulerias, Alegrias, Farruca, Tangos, Taranto, Minera ve Solea Por Bulerias gibi biçimler, sahip olmuş oldukları anlamları, çeşitli kültürler ile olan tarihsel etkileşimlere ve bu sürecin devamında gelen farklı etnik özelliklere borçludurlar. Bir insanın gösterebileceği bütün davranış biçimleri bu formlar da mevcuttur. Bu davranış biçimleri, flamenko sanatının her merhalesinde kendini ifade edebilmekle birlikte, dinleyici tarafından da kolayca algılanabilmektedir. Müzik tarihi içerisinde kendi prosesini yaratan flamenko sanatı, var olan gitar geleneğini kendine has etnik formları ile zenginleştirerek, kendini Paco de Lucia’nın sihirli ellerine bırakmıştır. Yıllardır epokraksi bir tarz içerisinde icra edilen flamenko gitar, Paco de Lucia’nın hünerli ellerinde daha evrensel bir boyut kazanmıştır. Bu aşama, flamenko sanatını daha etkin ve kendini ifade edebilir bir sürece sokmuştur. Flamenko sanatı, Blues ve Caz müziğinde olduğu gibi; yoksulluğu, zulmü ve kişisel acıların anlatıldığı bir tarzdır. Bununla birlikte, son yarım asırda birçok Blues ve Caz modları flamenko sanatında da kullanılır hale gelmiştir. Flamenko dansı, ritimlerine, ritimleri gitara, gitar icracılığı ritimlerin yapısına, bu yapı da dansın figürlerine bağlıdır. Flamenko sanatında vokale ayrılan bölümde çok büyük bir öneme sahiptir. Kimi flamenkocular, müziğin danstan daha öncelikli olduğunu, kimileri de bunun tam tersini düşünmektedir. Özellikle, geleneklere bağlı flamenko sanatçıları dans edilmeyen mekânlarda bulunmazlar. Aslında bu düşünce flamenko geleneğinin katı ekseninde oluşmuş bir davranıştır. Bunun yanında, tek başına olan öğelerden ayrı düşünülemeyeceğidir”. [4]
“Her ulusal müziğin kendine ait geleneksel değerleri ve kültürel yaşam farklılıkları vardır. Bir geleneksel müziği, o toplumun kültürel değerlerini ve kültürel yaşam farklılıklarını göz ardı etmeksizin dünya müziğine sunmak, o kadar da zahmetli bir iş değildir. Bununla birlikte, gelenekselleşmiş bir müzik ekseninde yeni ufuklar açmak, o müziğin formsal, çalgısal ve normsal özelliklerinin de iyi etüt edilmesini gerektirmektedir. Flamenko müzikte de var olan formsal varyasyonlar ve gitar icracılığının zengin stilleri, icracı ve sentezci açısından kolay kolay örneği görülemeyecek birer materyaldirler. Formsal varyasyonların yanı sıra gitar’ın anatomisi ve batı müziğine uygun zengin ses aralığı, İspanyollar için bulunmaz bir nimettir. Gitarın, dünyanın hemen hemen her bölgesinde sıklıkla kullanılması ve genç jenerasyonunda çoğunlukla tercih etmiş oldukları bir enstrüman olması, flamenko müziğin yayılımına geniş bir ivme kazandırmaktadır. Birçok ünlü flamenko sanatçısı bu nimetleri iyi kullanmış ve flamenko müziğini dünya müzik literatürüne taşımışlardır.” [5]
[1]http://www.flamenkoevi.com/flamenko.htm
[2]http://www.muzikkursu.com/flamenko.html
[3]ELMAS, a.g.e.,s. 13.
[4]ELMAS, a.g.e., s. 13.
[5]ELMAS, a.g.e., s. 13.
Son Güncelleme ( Cumartesi, 06 Şubat 2010 23:36 )



Yorumlar